Bir Festivalden Çok Daha Fazlası
Bazen bir festival sadece festival değildir.

Bazen bir festival sadece festival değildir.
Bazen bir ilçenin kendisine bakışını, dışarıdan nasıl algılandığını ve geleceğe dair iddiasını gösterir.
İşte Tonya’da 22-23 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen 23. Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali tam da böyle bir anlam taşıyor.
Tonya, iki gün boyunca yalnızca tereyağını, horonunu ve sanatını tanıtmadı. Aynı zamanda “Ben buradayım, değerlerimin farkındayım ve bu değerleri Türkiye’ye anlatmak istiyorum” dedi.
Festival öncesinde Belediye Başkanı Osman Beşel yaptığı basın toplantısında organizasyonun temel amacının Tonya’nın horon kültürünü, sanat ve kültür değerlerini, doğal güzelliklerini, turizm potansiyelini ve coğrafi işaretli tereyağını daha geniş kitlelere tanıtmak olduğu vurgulamıştı.
Ve festival başladığında görüldü ki bu hedef söylemde kalmamış.
23. Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali, önceki yıllarda yapılan festivallerin devamı olmakla birlikte, ortaya koyduğu atmosfer itibarıyla farklı bir görüntü verdi.
Kültürel etkinlikler, horon, müzik, yarışmalar ve sanatçıların sahne performansları iki gün boyunca Tonya’yı adeta bir kültür ve eğlence merkezine dönüştürdü.
İsmail Türüt’ün sahne aldığı gecede binlerce kişinin konser alanında buluşması ve gecenin yoğun ilgiyle devam etmesi bunun en somut göstergelerinden biriydi.
Ama bize göre festivalin asıl dikkat çekici tarafı kalabalığın büyüklüğünden çok kalabalığın çeşitliliğiydi.
Tonya yalnızca Tonyalıları ağırlamadı.
İlçe dışından gelen çok sayıda vatandaşın da festival coşkusuna ortak olması, Tonya’nın artık sadece kendi insanının buluştuğu bir ilçe olmaktan çıkıp çevreden insanların da ziyaret etmek istediği bir merkez haline geldiğini gösteriyor.
Bu durum Tonya’nın büyük bir bir gelişime ve dönüşüme evrildiğinin göstergesidir. Kısaca Tonya’mız dışarıdan turist alıyor diyebiliriz.
Zira turizm önce insanların merak etmesiyle, sonra ziyaret etmesiyle, nihayetinde de tekrar gelmek istemesiyle başlar.
Tam da bu noktada Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel’in yaklaşımını ayrıca değerlendirmek gerekiyor.
“Tonya’da ezberler bozuluyor” desek sanırım abartmış olmayız.
Çünkü Tonya’nın sahip olduğu değerler yeni değil.
Tereyağı yıllardır var.
Horon yıllardır var.
Kemençe yıllardır var.
Yaylalar, doğal güzellikler, gelenekler, üretici kadınların emeği ve Tonyalıların misafirperverliği yıllardır var.
Değişen şey, bu değerlerin nasıl sunulduğu ve nasıl görünür hale getirildiğidir.
Beşel’in festival öncesindeki açıklamalarında Tonya’yı “tereyağlı horonun memleketi, turizmin cenneti” olarak tanımlaması da aslında bu bakış açısının bir yansımasıdır.
Bir belediye başkanının görevi yalnızca yol yapmak, park yapmak, asfalt dökmek değildir.
Bunlar elbette belediyeciliğin olmazsa olmazlarıdır.
Ancak şehir yönetmek aynı zamanda şehrin ruhunu ortaya çıkarmak, sahip olduğu değerleri markalaştırmak ve o şehrin geleceğine ilişkin bir vizyon ortaya koymaktır.
Osman Beşel’in Tonya’ya katkısını ve farkını değerlendirirken bu yönünü de görmek gerekir.
Belki de Osman Beşel’in Tonya’ya kattığı en önemli değerlerden biri, ilçede oluşturduğu huzur ve güven iklimidir.
Bir ilçenin gelişmesi için yalnızca maddi yatırım yetmez.
İnsanların kendisini ait hissetmesi, şehirde sosyal hayatın canlı olması, vatandaşın yöneticisiyle bağ kurabilmesi ve ilçenin geleceğine güvenle bakabilmesi de gerekir.
Belediye başkanının sadece makamında oturan bir yönetici değil, sokağın içinde, halkın arasında, vatandaşın derdini dinleyen bir ağabey olması bu nedenle önemlidir.
Tonya’da Osman Beşel’in zaman içerisinde böyle bir rol üstlendiğini söylesek abartmış olmayız.
Bu nedenle onu yalnızca “belediye başkanı” sıfatıyla değerlendirmek eksik kalır.
Tonyalıların deyimiyle bir ağabey, reis bey, devlet geleneğindeki karşılığı ise bir şehrül emindir.
Şehrül emin olmak, şehrin emanet edildiği kişi olmak demektir.
Bu emanet yalnızca belediye bütçesi değildir.
O emanet;
Tonya’nın kültürüdür.
Tereyağıdır.
Horonudur.
Yaylasıdır.
Esnafıdır.
Çiftçisidir.
Gençleridir.
Kadınlarıdır.
Ve en önemlisi Tonya’nın geleceğidir.
Osman Beşel’i farklılaştıran bir başka özellik ise mühendis oluşudur.
Mühendislik problemi doğru tespit etmek, kaynakları doğru kullanmak, ihtiyacı belirlemek ve sonuca ulaşmak için rasyonel bir yöntem geliştirmektir.
Beşel’in yönetim anlayışında da bu tarafın öne çıktığını düşünüyoruz.
Tonya gibi ekonomik imkânları büyükşehirlerle kıyaslanamayacak bir ilçeyi yönetirken kaynakların sınırlı olması bir gerçektir.
Mesele, sınırlı kaynakla ne kadar doğru iş yapılabildiğidir.
İşte burada mühendis oluşu önem kazanıyor.
Bir taraftan günlük belediyecilik hizmetlerini yürütürken diğer taraftan Tonya’nın turizm, kültür, tarım ve gastronomi potansiyelini öne çıkarmaya çalışmak, ilçeyi yalnızca bugünüyle değil geleceğiyle değerlendirmeyi gerektiriyor.
Ancak Tonya’daki değişimi en iyi anlatan şey, bazen içeriden bakanların alışkanlığı değil, dışarıdan gelenlerin şaşkınlığıdır.
Festivale dışarıdan gelenlerin şaşırdığı bir başka konu da Tonya’ya ulaşımın ve ilçenin fiziki görünümünün son yıllarda geçirdiği değişim oldu. Beşikdüzü–İskenderli yolunun, Düzköy–Çayırbağı yolunun tamamlanmasıyla Tonya’ya ulaşımın kolaylaşması, festival için ilçeye gelenlerin dikkatinden kaçmadı. Ancak asıl şaşkınlık ilçeye girdikten sonra başladı. İlçeye ilk kez gelenler Canikdere yürüyüş yolunu, şelaleyi ve çevre düzenlemelerini gördüklerinde, “Aa, Tonya’da böyle bir yer de mi vardı?” demekten kendilerini alamıyorlar. İşte bazen bir şehrin değişimini en iyi, o şehre dışarıdan gelenlerin şaşkınlığı anlatıyor.
Bu değişimin arkasında ise yalnızca tek bir kişinin gayretiyle açıklanamayacak bir uyum ve iş birliği bulunuyor. Tonya’nın son yıllarda kazandığı yatırımlarda AK Parti 26. Ve 27. Dönem Trabzon Milletvekili Av.Salih Cora ile Osman Beşel’in uyumlu birlikteliğinin ve ortak çalışma iradesinin önemli bir payı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bir tarafta Ankara’da hemşehrilerinin taleplerini takip eden, yatırımın önünü açmak için siyasi gücünü ve ilişkilerini kullanan Salih Cora; diğer tarafta ilçede neye ihtiyaç olduğunu bilen, projeyi sahiplenen, takip eden ve sonuçlandırmak için gayret gösteren Osman Beşel... Bu uyum, Tonya açısından önemli bir kazanım olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Elbette yatırımın gerçekleşmesinde devletin ilgili kurumlarının ve emeği geçen herkesin katkısı vardır. Ancak bir ilçeye yatırım gelmesinde, o yatırımın arkasında duran yerel yöneticinin güven vermesi ve merkezi idare nezdinde oluşturduğu itibar da gözardı edilmemelidir. Osman Beşel’e duyulan güvenin, Tonya’nın yatırım alma kapasitesini güçlendiren önemli unsurlardan biri olduğunu söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Çünkü yatırım sadece proje ile değil, o projeyi takip edecek, sahip çıkacak ve sonuçlandıracak iradeye duyulan güvenle de gelir.
Yıllardır Tonya denildiğinde akla; sahilden uzak, nüfusu sınırlı, göç veren ve ekonomik imkânları kısıtlı bir ilçe gelirdi.
Bu algının tamamen ortadan kalktığını söylemek elbette erken olabilir.
Fakat artık başka bir Tonya’dan da söz ediliyor.
Tereyağının Tonya’sı.
Horonun Tonya’sı.
Kültürün Tonya’sı.
Yaylaların Tonya’sı.
Turizmin Tonya’sı.
Ve giderek daha fazla insanın görmek istediği bir Tonya…
Nitekim 23. festivalin tanıtımında da ilçenin yalnızca tereyağıyla değil, kültürel, sanatsal ve doğal değerleriyle birlikte tanıtılması hedeflenmiştir.
Bu dönüşüm bir günde gerçekleşmedi.
Festival de bunun tek sebebi değil.
Ancak festival, Tonya’nın değişen yüzünü insanların gözleri önüne seren en önemli vitrinlerden biri.
Osman Beşel’in Tonya’ya kattıklarını değerlendirirken elbette her hizmet eleştirilebilir, her yatırım tartışılabilir.
Demokrasinin ve yerel yönetimin gereği de budur.
Fakat hakkı teslim etmek de gerekir.
Bir belediye başkanı, görev yaptığı ilçenin yalnızca altyapısını değil, özgüvenini de yükseltebiliyorsa başarılıdır.
Bir ilçenin insanlarına “Bizim de anlatacak hikâyemiz var” dedirtebiliyorsa başarılıdır.
Dışarıdan insanların o ilçeye gelmesini sağlayabiliyorsa başarılıdır.
Kendi değerlerini markalaştırabiliyorsa başarılıdır.
Ve yönettiği şehirde huzur, güven ve aidiyet duygusunu güçlendirebiliyorsa başarılıdır.
Bu açıdan bakıldığında Osman Beşel’in Tonya’ya sadece belediye hizmetleri anlamında değil, sosyal ve kültürel anlamda da önemli katkılar sunduğunu söylemek gerekir.
23.Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali sona erdi.
Horonlar oynandı.
Kemençeler çaldı.
Sanatçılar sahne aldı.
İnsanlar doyasıya eğlendi.
Tonya yine kendi kültürünü yaşattı.
Ama asıl mesele şimdi başlıyor.
Çünkü festivalin gerçek başarısı, iki gün boyunca kaç kişinin eğlendiğiyle değil, festivalden sonra kaç kişinin Tonya’yı merak edeceğiyle ölçülecek.
Kaç kişi Tonya’ya yeniden gelecek?
Kaç kişi Tonya tereyağını daha fazla tanıyacak?
Kaç kişi Tonya’nın yaylalarını görmek isteyecek?
Kaç genç, kendi ilçesinin geleceğine daha fazla inanacak?
İşte asıl başarı burada yatıyor.
Ve bu nedenle 23. Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali’ni yalnızca başarılı bir festival olarak değil, Tonya’nın değişen yüzünün güçlü bir göstergesi olarak okumak gerekiyor.
Bugün Tonya’da yalnızca horon oynanmıyor.
Bir şehir kendi geleceğine de horon vuruyor.
Ve görünen o ki, Osman Beşel ile Tonya’da bazı ezberler gerçekten bozuldu.
Belki de yıllardır söylenen “Tonya’dan göç” cümlesinin yanına artık başka bir cümle eklemenin zamanı gelmiştir:
“Tonya’ya dönüş başlıyor.”
Teşekkürler Başkanım…
Teşekkürler Festival Komitesi…







