TONYA’DA GÜRÜLTÜ DEĞİL, HİZMET KONUŞUR
Trabzon Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Ahmet Seyit Alışkan yazdı

Yerel siyasette zaman zaman tartışmaların dozu yükselir. İddialar ortaya atılır, cevaplar verilir, kamuoyu bir süre bu polemiklerle meşgul edilir. Ancak bazı durumlar vardır ki, tartışmanın ötesine geçip meselenin özüne bakmayı gerektirir. Tonya’da son günlerde yaşananlar da tam olarak böylesi bir tabloyu ortaya koyuyor.
CHP belediye meclis üyesi Cemal BAYRAK tarafından her zaman olduğu gibi ortaya atılan iddialara Başkan BEŞEL’DEN tokat gibi bir cevap verildiği için burada aynı konuları gündem yapmak değildir amacım.Ancak
Altı yıl boyunca atıl kalan bir alanın belediyenin öncülüğünde üretim sahasına dönüştürülmesi; dört kadına doğrudan, 26 kadına dolaylı gelir sağlayan bir yapının kurulması, aslında başlı başına bir başarı hikâyesidir. Bu sadece ekonomik bir kazanım değil, aynı zamanda sosyal dayanışmanın, yerel kalkınmanın ve kadın emeğinin görünür hale gelmesinin somut bir örneğidir. Böylesi bir modelin konuşulması, büyütülmesi ve örnek alınması gerekirken; tartışmanın tuvalet ücreti ve otopark gelirine indirgenmesi, meselenin ne kadar sığ bir zemine çekildiğini açıkça göstermektedir.
Ortaya atılan “büyük yolsuzluk” iddialarına bakıldığında ise somut veri, belge ya da kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı görülmektedir. Buna karşılık Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel’in yaptığı açıklamalar; sürecin hukuki boyutunu, belediyenin mali yapısını ve söz konusu icra iddialarının dayanağını detaylı şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle geçmiş döneme dayanan ve belediyenin tasarrufunda olmayan bazı hukuki süreçlerin bugüne mal edilmesi, kamuoyunu yanıltma riskini de beraberinde getirmektedir.
Belediyeye ait araçların haczedildiği yönündeki iddiaların ise henüz kesinleşmiş bir borçtan değil, devam eden bir dava sürecinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Üstelik yaklaşık 651 bin TL’lik bir alacak iddiasına karşılık 20 milyon TL değerinde araç ve taşınmaz üzerine işlem yapılması, hukuki açıdan da tartışmaya açık bir durumdur. Bu noktada meselenin bir “borç krizi” değil, hukuki ihtilaf süreci olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekir.
Öte yandan, eleştiri konusu yapılan yürüyüş yolu projelerinin belediye bütçesinden değil; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile DOKAP tarafından sağlanan hibe kaynaklarla gerçekleştiriliyor olması da önemli bir detaydır. Bu tür kaynakların amacı dışında kullanılması mümkün değildir. Dolayısıyla burada bir “öncelik hatası” değil, aksine mevcut kaynakların doğru değerlendirilmesi söz konusudur.
Osman Beşel’in yaklaşık 12 yıllık görev süresine bakıldığında ise ortaya çıkan tablo nettir: Geçmişten devralınan sorunlarla mücadele eden, aynı zamanda yeni projeler üreten, mali disiplini koruyan ve ilçeye değer katan bir yönetim anlayışı. Üstelik bunu yaparken personel ödemelerinde aksama yaşatmayan, hizmet üretimini sürdüren ve kamu kaynaklarını etkin kullanmaya çalışan bir belediyecilik pratiği söz konusudur.
Elbette eleştiri demokrasinin vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak eleştirinin; belgeye dayanması, çözüm üretmesi ve yapıcı olması gerekir. Aksi halde ortaya konulan iddialar, kamu yararına hizmet etmek yerine sadece algı oluşturmaya yönelik bir araç haline gelir. Bu da en çok üretim yapan, emek veren ve hizmet üreten yapıları yıpratır.
Bugün Tonya’nın ihtiyacı olan şey çok açıktır: Polemik değil proje, iddia değil denetim, gürültü değil üretim. Çünkü bir ilçenin kalkınması; küçük tartışmalarla değil, büyük vizyonlarla mümkündür.
Sonuç olarak, ortaya konulan hizmetler, hayata geçirilen projeler ve verilen mücadele birlikte değerlendirildiğinde; Osman Beşel’in Tonya’da sadece bir belediye başkanı değil, aynı zamanda yerel kalkınma adına istikrarlı bir yönetim anlayışının temsilcisi olduğu görülmektedir.
Ve unutulmamalıdır ki; bir memlekette iyi giden işleri büyütmek yerine tartışmalarla gölgelemek, sadece bugüne değil, geleceğe de zarar verir. Tonya’nın hikâyesi ise tartışmalarla değil, üretilen değerlerle yazılmaya devam edecektir







