Yazı Detayı
15 Ekim 2019 - Salı 15:28 Bu yazı 384 kez okundu
 
Toprağın Sırrı ve Barış Pınarları
Hayri Yıldız
 
 

Toprağın müthiş bir sırrı vardır. İnsanoğlunu birçok hastalıktan, örneğin verem belasından bile kurtardığını, yıllar önce 1950’li yılların başında yaptığı araştırmalarından elde ettiği “stroptomyces-streptomisin” adı verilen bakterilerin varlığını tespitinden dolayı Nobel ödülü kazanan ABD’li bilim adamı Selman Abraham Waksmann kanıtladı.

Daha sonra gelen bilim adamları, gözlerini, ayaklarımız altındaki dünyaya çevirmiş ve bu dünyanın göz kamaştırıcı özellikleri, birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. Modern araştırmaların bugün varmış oldukları son nokta, toprağın her zerresinde yaratılışın “hayat verici” manasındaki izdüşümünün tecelli ettiği şeklindedir. Bu buluşun, henüz çok yeni olduğunu ifade edersek ve 14 asır öncesinden beri yankılanan bir sese kulak verirsek; “.. Ölü toprak diye bir tanımlamadan bahsetmek imkânsızdır. Canlı oluşu her şey için bir delildir. Onu dirilttik ve ondan yenen taneler çıkarttık” şeklindeki mesaj, aslında yeni dediğimiz tarih konusuna ve güncel karmaşalara gerçek bir anlam ve önem yüklüyor.

***

Evet, bu mesaj gerçekten de bir mucizedir. Çünkü toprakta bazı canlıların yaşadığı asırlar önce bilinmesine rağmen, onun tamamıyla canlı olduğu, ancak 60 yıl önce keşfedilmiştir. Toprak, o kadar canlıdır ki, onun kesme şeker büyüklüğündeki her parçasında (1 cm3) en az bir milyar faydalı canlı yaşar. Avucumuzu dolduran bir avuç toprak yüz milyar civarındaki canlının cansız gibi görünen muhteşem dünyasıdır.

***

Toprağın, manadaki sırrını, bu noktalardan ele alırsak: toprak, içinde bulunan sonsuz sayıdaki canlının, ibadet vecdi içinde niyaz ettiği muhteşem bir mabettir. O, sanki sonsuz bir ahlakın filozofudur. Her türlü ezaya, cefaya, soğuğa, sıcağa ve susuzluğa karşı, müthiş bir tevekkülle katlanır.
Ve toprak, bazı şeyleri öğretir insana. Onun üzerine en kirli şeyleri dahi dökseniz, o size gergefinin olağanüstü sanatından bir gül veya bir karanfil hediye edecektir.
Nihayet o, sinesine en nazlı canları alır, yüceleri sarar boylu boyunca.
Ve ruhları yıldızlarda gezerken, onların mübarek vücutlarını kıyamete kadar bağrında saklar;
Hasretle ve yeni bir doğuşa kadar.” 

***

Nihayetinde toprak, bir asır boyu süren sabrı taşar ve patlak verir; “Bu topraklar Habeşli bir köleyi ordusunun başına getiren dünya efendisinin yolunun topraklarıdır. Bu topraklar, temeli ‘Medine Sözleşmesi’ne dayanan dünya üniversitelerinin kurulduğu topraklardır. Bu topraklar, bu üniversitelerde yetişen ve dünya medeniyetinin birer temel taşı olan Gazzali’nin, Harezmî’nin, İbni Haldun’un Farabi’nin, İbn’i Sina’nın, Yunus’un ve Mevlana’nın, daha nice benzer meyvelerin yetiştiği topraklardır. Artık bu kirliliği taşıyamam

***

Efendim sorulur, bir asır çok uzun bir zaman dilimi değil mi, neden daha erken değil?

Bize göre uzun bir zaman, aslı öyle değil işte.

Fizikçiler zamanı “lineer” bir çizgi diye tarif ederler. O halde lineer olan bu çizgi üzerinde her nokta, bu “an”, ya da “burada-şimdi”dir.

Daha açık örnekle izah etmeye çalışalım; örneğin Plüton Gezegeninde bir asır, yani yüz yıl, yüz saniyedir. Ama Neptün’de ise yüz milyar yıldır. Veyahut da şu anda ışınları bize gelen, aslında kendileri yok olan “kuazar”larda ise bize göre zaman, “an”dır, yani “var olmak” ya da “yok olmak” aynı an’da oluşur. 

İşte buna göre şekillenir ve tecelli eder yer küremizde gelişen olayların zaman kavramı karşısında uzunluğu ya da kısalığı. “Ve bu süreyi, haklılığın haksızlık karşısındaki şiddeti tayin eder.” 

***

Bendeniz böyle telakki ediyorum, yüzyılı aşkındır kirletilen bu toprakların, yine bu topraklarda fışkıran barış pınarlarının akıttığı sularla temizleneceğini. 

Res’ul-Ayn’ın Türkçesi  “Pınarbaşı” demek, hemen karşısında bulunan Urfa İline bağlı Ceylanpınarı’nın ikiz kardeşi.

Zamanında, Ankara Anlaşması’nda ikiye bölünmüş coğrafyada, öksüz kalmış, bir an önce kavuşmak için çırpınan iki kardeş pınar.

Nice pınarlar daha akar o kutsal topraklarda; saf, duru, temiz “ab-ı hayat” pınarları.

Sultan Yaylak’ında “Uyku Pınarı”, “Ceylan Pınarı”, “Pınarbaşı”, “Arap Pınarı”, “Isa Pınarı…”

***

Ancak, aynı fikirde olmayanlar da şüphesiz vardır. Örneğin; 1 inci ve 2 inci harekâtlara oranla daha fevkinde örgütlenen, başkomutan sıfatıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üst düzey bir performans ve donanımla ve de özgüvenle Birleşmiş Milletler kürsüsünden küresel oligarşizme atfen sunumunu yaptığı gerçek adalet ve demokrasi manifestosunun ardından başlattığı “Barış Pınarı Harekatı”na, elbette ki batı kaynaklı sömürü dünyası “işgal harekatı” diyecektir. Ancak iç dünyamızda aynı terimi kullanan paraziter-mikrobik ve kirletici organizmalar da vardır ne yazık ki.

                                                                               ***

Peki, bu kişilerin yatacak toprağı var mıdır?

Elbette ki vardır ve gün gelir bu dünyadan göçtüklerinde, belki de kendilerine mermerlerle kaplı, şanlarına yakışır, şanlı, şatafatlı birer kabir değil de birer “panteon” yapılacaktır.

Ancak toprak, bu kişiler için kendi bünyesinde ayırdığı bir mevki de vardır şüphesiz; kimsenin kendi ihtirasına, itidaline ya da itikadına göre şekillendiremeyeceği.

O mevki de hiç şüphesiz ki; “Lanetliler Mezarlığı” olacaktır.

 
Etiketler: Toprağın, Sırrı, ve, Barış, Pınarları,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Ekim 2019
Cumhuriyet ve "Mirati Baba.."
479 Okunma.
09 Eylül 2019
Tonya’da “3-Z” ve ERDOĞAN
318 Okunma.
28 Ağustos 2019
Anadolu Pedagojisi, Kadına Şiddet ve “Kalem Suresi”
672 Okunma.
16 Ağustos 2019
Kazın Ayağı Öyle Değil!
947 Okunma.
02 Ağustos 2019
Uzungöl’de “Yabancı El Sendromu”
719 Okunma.
02 Temmuz 2019
İstanbul Seçiminde “Zombik Sistemler”
346 Okunma.
20 Haziran 2019
Türk Solu, Maçoğlu ve “Dersim’in Vahşi Kartı” (2)
350 Okunma.
28 Mayıs 2019
Komünizm, Maçoğlu ve “Dersim’in Vahşi Kartı (1)”
456 Okunma.
10 Mart 2019
Seçimler, Belediyeler ve Beklentiler… (1)
737 Okunma.
03 Şubat 2019
Sebzelerin Köyü; “Ölüm Tarlaları Stratejisi”
434 Okunma.
09 Ocak 2019
Eleştiri mi? Yoksa gizli bir “hayranlık” mı?
490 Okunma.
05 Ocak 2019
Yılbaşı’nın Arka Bahçesi
346 Okunma.
25 Aralık 2018
“Lapis Lazuli Koridoru”nun Jeo-politiği (Yeni İpek Yolu)
505 Okunma.
06 Aralık 2018
Horus’un Gözleri ve “Trabzon”
532 Okunma.
26 Kasım 2018
Öğretmen, eğitmen mi, yoksa bir öğreten mi?
396 Okunma.
12 Kasım 2018
Tonya Koop. Serüveni
830 Okunma.
29 Ekim 2018
Edison’un Annesi ve “And İçme…”
743 Okunma.
28 Ağustos 2018
Sosyete İftirası; “Spekülatif Atak”
650 Okunma.
31 Temmuz 2018
İmar Barışı veyahut “Kent Hakkı”
681 Okunma.
20 Mayıs 2018
Muharrem Bey’in Matematiği ve “Sıfır”
753 Okunma.
30 Nisan 2018
Seçim 2018 ve “Denge Analizi”
867 Okunma.
30 Mart 2018
Çitrakarna Meral!
1103 Okunma.
15 Ocak 2018
Tonyalı Hacı Hasan Efendi’nin Anısına…
915 Okunma.
Haber Yazılımı