İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Haber Detayı
07 Eylül 2021 - Salı 11:53 Bu haber 1735 kez okundu
 
- Haberi

Hukukçu, araştırmacı, yazar Prof. Dr. Fethi Gedikli, Tonyalı yazar Ahmet Bekâroğlu’nu köşesine taşıdı.

 

Gedikli, yazar gazetesinde “Tonyalı Hafız Ahmet’in Divanı” başlıklı köşe yazısında şunları kaleme aldı:

 

Ahmet Bekaroğlu, 24 Eylül 2020 günü akşama doğru Rumeli Kavağında Abdurrahman Savaş ile bizibalık yemeğe çağırdı ve yemekte bir de sürpriz yaparak ağabeyi Mehmet Bekaroğlu’nun yayınladığı“HayâtîDivânıMevlîdi ve Hz. Peygamberin Vefatının Manzum Olarak Anlatımı” (Ankara 2020) adlı kitabı hediye etti. Hayâtî mahlaslı şair,Trabzonun Tonya ilçesinin Vamenli köyünden Kamenoğlu Hafız Ahmet Ulusoy idi. 1898de Vamenli(Kaleönü) köyünde doğmuş, 1961de vefat etmiştir. Şıh/Şeyh Murteza Ali ile Keziban’ın oğludur. Yeter hanımla evli olan Hafız Ahmed’in Abdi, Seyfi, Ali adlı üç erkek ve adları bildirilmeyen beş kız evladı vardır. İlk eğitimini köyünde babasından almış, hafız olmuş ve İstanbulda eğitim gören Delibaldoğlu Ali Efendiden de okumuştur.

 

Mehmet Bekaroğlu da “Kitap Hakkında” başlığıyla bazı hususlara değinmiştir. Verdiği bilgilere göre, mevcut iki el yazma nüsha Salih ve Cemal adlı iki torundadır. Salih Ulusoy’daki nüshada72 şiir, 10 bölümlük Mevlîd-i Şerif, 12 beyitlik bir kaside ve Hz. Peygamberin vefatıyla ilgili bir bölüm vardır. Cemal Ulusoy’dakinde ise 153 manzume vardır. Bekaroğlu’nun tahminine göre müellifin elinden çıkan bir nüsha yoktur.

 

Bundan sonra gelen “Önsöz”deMehmetBekaroğlu, çalışmayı, Harun Yıldız’ın “Ahmet Ulusoy (Kamenoğlu Ahmet Hafız), HayâtiDivânı”(İstanbul 2001) adlı çalışmasının eksik olması üzerine gerçekleştirdiğini anlatmaktadır.

 

Kitap üç bölümdür. HayâtîDivânı adını taşıyan ilk bölüm 19-178.,Mevlîd-i Şerif 179-202. ve Hz. Peygamberin vefatı 203-222. sayfalar arasındadır. Kitaba Sözlük (s. 223-248),Ekler ve Fotoğraflar (s. 249-269)da eklenmiştir.

 

Bekaroğlu’nun da belirttiği gibi,Hayâtîaz tanınan, eseri tam olarak yayınlanmamış bir şairdi. Bu yayınla, onun daha geniş bir kesimce tanınacağı söylenebilir. Tonya gibi nispeten hücra bir bucakta bu nitelikte bir sanatkârın varlığı ilgi çekicidir.Bu yıl yine Trabzonunbaşka bir ilçesi olan Akçaabatta doğan Ahmed Rasim Zühdü’nün kitabını gün yüzüne çıkarmıştık. Bu çalışmalar, yitip gidenler bir yana, kim bilir sandıklarda, kütüphane raflarında bunlar gibi daha nice eserlervardır düşüncesini akla getirmektedir.

 

Bu bakımdan Mehmet Bekaroğlu, pek az kimsenin bildiği bir kültür ve tasavvuf adamını bize tanıttığı için alkışlanmaya layıktır.Bununla birlikte, eserin yeniden yayınlanması gerekir. Çünkü birçok imla hatasının yanı sıra şu hususlar da işaret edilebilir:

 

*Şiirler beyit beyit dizilmeli idiler, oysa dörtlük şeklinde verilmişlerdir. Bazı virgüller yanlış yerlere konulmuştur. Türkçe kelimelerde “elif”in“vav”ın, “ye”nin uzun işaretlerle gösterilmesi doğru olmamıştır (bânâ yerine bana,bûl yerine bul; kîlyerine kıl gibi).

 

*Bazı kelimeler birlikte yazılmalıyken ayrı yazılmıştır. Meselas. 26daki “bâksanâ”: baksana; s. 29daki “çiğneyu ben”: çiğneyüben (çiğneyerek); s. 122deki“bilmeyü ben”: bilmeyüben (bilmeyerek),“bulmayu ben”: bulmayuban(bulmayarak) biçiminde yazılmalı idi.

 

*Bazı açıklamalara neden gerek duyulduğu belli değildir. Mesela s. 29daki notlar böyledir. Galiba bu notlar H. Yıldız’ın yayınına göre konulmuştur.

 

*Bazı yanlış okumalar göze çarpmaktadır. Mesela s. 32deki “göç”,“güç” olmalıdır, zira öbür türlü anlamsız olur. Keza s. 37deki “Kable”, “Kıble”,  s. 47deki“düne” “döne” okunmalıydı.

 

Kitabın tüm bu noksanlarına rağmen, karşımızda tekke şiirinin kelime varlığına ve mazmunlarına tam anlamıyla vâkıf usta sayılacak bir şair vardır.Onun Yunus’un “Taptuk'un tapusunda / Kul olduk kapusunda.” söyleyişine benzer bir dizesi olduğu gibi (s. 67); bütün manzumeleri de tasavvufi muhtevada ustalıkla söylenmiştir.Belirtelim ki, Hayâtî’nin eseri,içerdiği bazı arkaik (-üben/uban, sin, yuyucu, kucmak vs.) vemahalli kelimeler(dolun-, reyhalan-, havesle-, kop- vb.)bakımından hem geleneği sürdürmekte hem de ona mahalli ögeler katmaktadır.

 

Bu yazıyı, Mehmet Bekaroğlu’nun çalışmasını tenkit için değil böyle bir eserin ilim âlemine sunulmasından duyduğum memnuniyeti ve ortaya konulan çabaya verdiğim değeri göstermek, müellif ve eserine dikkati çekmek için yazdım. Zira el yazması eserlerinLatin harflerine aktarılmasının nasıl güç bir iş olduğunu bilenlerdenim. Mamafih, bu eserin baştan sona gözden geçirilerek el yazmasının tıpkıbasımıyla yayınlanmasının uygun olacağı kanaatindeyim.

Kaynak: Editör:
Etiketler: ,
Yorumlar
Diğer Haberler
Haber Yazılımı